|
Not: - Turkce harfleri gormekte zorluk cekiyorsaniz, alttaki tireyle ayrilmis Turkce harflerin kullanılmadıgi metne bakabilirsiniz.
- Yeni actigimiz, DOGADER Google Grubumuza uyelikler henuz tamamlanmadigi icin kisa bir sure daha bu adresten sizlere ulasacagiz. Üyelikler Googlegroups'tan e_posta adresinize gonderdigimiz davetiye ile yapilabilmektedir.
DOGADER
Bugunden baslayarak onumuzdeki dort gun boyunca gecen hafta
icinde Milliyet Gazetesinde yayinlanan ve iklim
degisikliginin ulkemiz uzerine etkilerini konu alan yazi dizisini sizlere
ulastiracagiz.
Burada bir felaket senaryosundan cok,
ulkemizin konusunda en yetkin bilim adamlarinin bilimsel calismalarinin bir sonucu oldugunu kabul etmek gerekiyor.
Bu yazi dizisinde okuyacaginiz gibi tehlike cok yakin olmasina karsin, ulkemizi yonetenler, bu bilimsel ongoruleri dikkate alip nasil engellenebilecegi
konusunda bir calismaya
girismiyorlar.
Bugunun iktidari AKP, komur
ve dogalgazi enerji uretiminde kullanimini terketmek yerine yenilerini
planliyor yada nükleer safsatalarini onumuze sunuyor. Iklim degisikligini belli oranda etkileyecek ormanlastirma gibi bir plan olmadigi
gibi onumuze orman alanlarini rant ve santiyeye
acacak 2B kanun tasarilari hazirliyorlar.
Biz DOGADER'
olarak, gerekli onlemler alinmasi
durumunda, bu felaketlerin onlenebilecegini
ya da en azindan etkisinin cok daha az
kayipla gecistirilecegini duyurmak istiyoruz.
AKP iktidari ve
bundan sonra iktidara talip olan
partiler, bir an once yenilenebilir
enerjiyi, ormanlastirmayi ve kirliligi engelleme konularini ciddi bicimde
programlarina alip bu konuda acil cozumler
uretmeye baslamalidirlar.
Gereken onlemler alinmazsa,
cocuklarimiz icin yasam, kaygi verici bir soruna donusebilecektir.
DOGADER
Dogayi ve Cevreyi Koruma Dernegi
IKLIM DEGISIKLIGI 2030'DA TUM SIDDETIYLE
KENDISINI HISSETTIRECEK
Turkiye kuruyacak
Kuresel isinma felaketi kapimizda - 1
Onay Yilmaz
Baslarken...
Dunya, "Kuresel isinma" kavramiyla 19. yuzyilda
tanisti. Ama populerlik kazanmasi 20. yuzyilin sonlarinda oldu. Son yillarda
ise gunluk konusmamiza yerlesti. Gunumuzde ortalama egitim almis herkes, az
veya cok "kuresel isinma" ve "iklim degisikligi" kavramlarindan
haberdar. Sicakliklarin artmasi, asiri yagmurlar, seller, beklenmedik hava degisimleri
bilgili bilgisiz herkesi urkutuyor; hemen, "Neler oluyor?", "Dunya
nereye gidiyor?", "Butun bunlar kiyamet alametleri mi?" gibi cesitli
sorulari akla getiriyor.
Peki nedir bu kuresel isinma?
Komur gibi fosil yakitlarin
kullanilmasi, ormanlarin yok edilmesi, karbondioksit ve metan gazi gibi
sera gazlarinin atmosferdeki miktarini artirdi. Bunlarin artisi, yerkurenin sicakligini
etkiledi. Atmosferde bulunan ve kisaca sera gazlari adi verilen karbondioksit, su buhari, ozon, metan,
azotoksit ve koloroflorokarbon
gazlarinin miktarindaki artis, dunyadan atmosfere geri yollanan gunes isinlarinin
daha fazla tutularak yeniden atmosfere yayilmasina yol aciyor. Yani bu sera gazlari vasitasiyla sicaklik
atmosferde tutuluyor. Bu da ortalama sicakligin artmasi anlamina geliyor.
Bunun isaretleri neler?
Gecen yuzyilda dunyanin
sicakligi 0.6 derece artti. Deniz
seviyelerinde yukselmeler olurken, buzullarin bir kismi eridi; hâlâ da erimeye
devam ediyor. Dunyanin cesitli yerlerinde yagis
miktarlari degisti, kimi bolgelerde firtina
ve sel olaylari artti.
1860 yilindan beri gorulen
en sicak 20 yilin 19'u, 1980'den sonra yasandi. 1998, aletsel kayitlara,
agac halkasi ve buz orneklerine gore son bin yilin en sicak yili; 2002 ise
ikinci en sicak yil oldu. Son 50 yil, buzul kayitlarina gore son 6 bin yilda gozlenen
en sicak yarim yuzyil. Okyanus sicaklik kayitlarina gore 1950'li yillarin
ortalarindan 1990'larin ortalarina kadar onemli bir isinma yasandi.
Bu kuresel iklim degisiminin sorumlusu kim?
Prof. Dr. Mikdat Kadioglu soruya soyle yanit veriyor:
"Bu sorularin yaniti Hukumetlerarasi Iklim Degisikligi
Paneli tarafindan net bir sekilde verilmis ve buyuk kabul gormus. Sadece insana
bakarak, yani dogal nedenleri ihmal ederek su anki isinmayi tam olarak aciklayamayiz.
Ama tum etkenleri dikkate aldigimiz zaman su anki isinmayi tam olarak aciklayabiliyoruz.
Sonuc olarak bilimsel
anlamda hic suphe yok; artik insan iklimi degistiriyor, hem de jeolojik
evrelerde hic gozlenmemis kadar hizla degistiriyor. Bu yuksek isinma yuzunden
de yeryuzunde tropikal firtinalar, kuraklik ve ani seller seklinde alarm zilleri caliyor... Tabii anlayana!"
Bu yazi dizimizde kuresel isinma ve iklim degisiminin Turkiye'ye
etkileri konusu uzerinde duracagiz. "Turkiye'yi
yakin gelecekte nasil bir iklim bekliyor?", "Turkiye bu degisime
nasil hazirlaniyor?", "Bu konuda devletin bir politikasi var mi?"
gibi sorularin yanitlarini arayacagiz.
Turkiye, Hukumetlerarasi
Iklim Degisikligi Paneli (IPCC- Intergovernmental Panel of Climate Change)
tarafindan yapilan arastirmada, iklimin yaratacagi etkiler bakimindan dunyadaki
en riskli 5 bolge arasinda yer aliyor.
IPCC'nin 2002'de yayimlanan 5'inci Teknik Raporu'na gore,
1901-2000 yillari arasinda Turkiye'de
her 10 yilda sicaklik 0.2 derece artti, yagista da ortalama yuzde 10 oraninda dusus
meydana geldi. 2071-2100 yillari arasinda da Samsun'dan Adana'ya bir hat cizildiginde
bunun bati kisminin 3-4 derece, dogu kisminin 4-5 derece isinacagi tahmin
ediliyor.
Senaryolara gore, 2030'da Turkiye'nin buyuk kismi oldukca kuru
ve sicak bir iklimin etkisine girecek. Sicakliklar da 2 ile 3 derece artacak. Deniz seviyesi de en kotu tahminlere gore,
2030'da azami 30, 2050-2100 yillari arasinda da 100 santime kadar yukselebilecek. Tabii butun bunlarin da Turkiye'ye
etkileri hic de iyi sonuclar dogurmayacak. Bilim adamlarina gore Turkiye,
"kaybeden ulkeler" arasinda yer alacak.
Atmosferi kirletiyoruz Iklimbilimci Doc. Dr. Murat Turkes, iklim degisikliginin Turkiye'de
neden olabilecegi cevresel ve sosyoekonomik etkileri siralarken iyi bir tablo cizmiyor.
Turkes, iklim kusaklarinin, yerkurenin jeolojik gecmisinde
oldugu gibi, ekvatordan kutuplara dogru yuzlerce kilometre kayabilecegini,
bunun sonucunda da Turkiye'nin, bugun
Orta dogu ve Kuzey Afrika'da egemen olan daha sicak ve kurak bir iklim kusaginin
etkisinde kalabilecegini soyluyor. Iklim kusaklarindaki bu kaymaya uyum gosteremeyen
fauna ve floranin da yok olacagini belirtiyor.
'Ilk 20 ulke arasindayiz'
Turkes ayrica, kuresel
isinmaya yol acan atmosfere karbondioksit miktari birakma konusunda da Turkiye'nin dunya ulkeleri arasinda hic de
iyi bir sirada olmadigini vurguluyor.
Turkiye'nin yilda atmosfere 220 milyon ton civarinda karbondioksit biraktigini belirten Turkes,
"Dunya siralamasinda ilk 20'nin icindeyiz. Bu bizim acimizdan hic de iyi
bir sonuc degil. 2010 yilinda bu rakamin
400 milyon tona ulasacagini tahmin ediyoruz" diyor.
Onumuzdeki yillarda Turkiye'de neler olabilecegine dair
senaryolari, konuyla ilgili calismalar yuruten ITU Ucak ve Uzay Fakultesi
Meteoroloji Bolumu ogretim uyesi Prof. Dr.
Mikdat Kadioglu ve Canakkale Onsekiz Mart Universitesi Fen Fakultesi ogretim
uyesi Doc. Dr. Murat Turkes gibi
iklimbilimle ugrasan uzmanlarin goruslerinden yola cikarak ele alacagiz.
Sicakliklar artacak
Kuresel iklim modellerine gore, 2030'da Turkiye'nin buyuk kismi oldukca kuru ve sicak bir iklimin
etkisine girecek. Sicakliklar kisin 2, yazin ise 2 ila 3 derece artacak.
Bununla birlikte dunyada oldugu gibi Turkiye'de de ozellikle gece sicakliklarinda
onemli artislar simdiden gorulmeye baslandi.
Cunku atmosfere salinan fosil yakit atiklari, yeryuzunun sogumasini onleyen bir
"battaniye" gorevi yapiyor.
Isitma mevsimi kisalacak
Yillik ortalama sicakliklari artarsa Istanbul'da isitma
mevsimi 25 Kasim'da baslayip 2 Nisan'da sona erecek. Yani 48 gun daha kisalacak.
Ozellikle buyuk kentlerde, sicak devredeki gece sicakliklari
belirgin bicimde yukselecek; bu da, havalandirma ve sogutma amacli enerji tuketimini
artiracak.
GAP yoresinde alarm Turkiye genelinde yagislar
azalacak. GAP alani basta olmak uzere tum nehirlerin tasidigi su miktari dusecek.
Nehirlerle daha az beslenen baraj gollerinin su seviyesi onemli
olcude azalarak hidroelektrik enerji uretimi aksayacak. Van Golu'ne de su akisi
duracak.
Tropikal iklime benzer olan iklimde duzensiz, ani ve siddetli
yagislar, seller, heyelan ve erozyonu artiracak.
Turizme buyuk darbe
Diger Akdeniz ulkeleri gibi Turkiye icin de en buyuk sorun
deniz seviyelerindeki yukselmeler olacak. Turistik
plajlar ve yat limanlari yukselen deniz suyu ile kullanilamaz hale gelebilecek.
Zengin kuzey ulkeleri daha sicak hava sartlarina sahip olunca, Turkiye gibi sicak
ulkelere daha az seyahat edebilecek. Ayrica artan hava sicakliklari nem ile
birlesince daha yuksek bunalticiliga neden olabilecegi gibi, saglik sorunlari
olan yasli turistlerin sayisinda azalmalar olabilecek.
Uludag eriyecek
Mevsimlik kar ve kalici kar-buz ortusunun kapladigi alan ve
karla ortulu devrenin uzunlugu azalabilecek.
Daha az kar yagisi ve cabuk erimeden dolayi, Uludag gibi kis spor merkezlerinden
daha kisa surelerde yararlanilabilecek ya da bu merkezler hic kullanilamayacak. Kar erimelerine bagli olarak cig sayisinda
artislar gorulebilecek.
Kus cenneti yok olacak
Akdeniz havzasindaki su seviyesinde 2030'a kadar 12-18; 2050
yilina kadar 14-38; 2100'e kadar da 35-65 santimlik yukselmeler bekleniyor.
Deniz seviyesinin yukselmesinin
yaratacagi en onemli problemlerden biri de tuzlu deniz suyunun tatli su
kaynaklarini tehdit etmesi. Tuzlu deniz suyu, nehirler ve yeralti sulari
gibi, tatli su kaynaklarini yok edebilecek.
Ayrica kiyi seridinde ve deltalardaki tarim alanlari kullanilamaz hale gelebilecek. Turkiye'de
en riskli yerler Seyhan, Ceyhan, Goksu, Patara, Esen Cayi, Fethiye, Buyuk
Menderes, Kucuk Menderes, Bakircay ve Gediz gibi Akdeniz deltalari olacak. Kus
cenneti ve benzeri milli parklar tahrip olabilecek. Kuslarin goc yollari ve konaklama yerleri degisebilecek.
Deniz seviyelerindeki yukselmelere yonelik tahminler degisebiliyor.
Ornegin Ukraynalilarin Karadeniz icin yaptiklari tahminler 1.5 metre kadar cikiyor.
Deniz seviyesi 10 santim yukselse bile etkileri buyuk olacak.
Turkiye'de maalesef buyuk bir nufus kiyilara kayiyor. Ileriki
yillarda 50 milyon kadar insanin kiyilarimizdaki
su seviyesinden kotu bir sekilde etkilenecegi bekleniyor.
50 milyon tehdit altinda
Kiyilarda su seviyesi yukseldigi zaman butun yollar ve
tesisler ayni Van Golu'nun etrafinda oldugu gibi bundan kotu bir sekilde
etkilenecek. Uzmanlar, denizin kiyisinda yapilan Karadeniz Otoyolu'na da bu anlamda dikkat cekiyorlar.
YARIN
Bogaz'in yalilari da
tehdit altinda
Findik ve cay yetismeyecek
Pamuk yetistiriciligi
kuzeye goc edecek
Hamsi tukenecek, balik
yetistiriciligi ekonomik olmayacak
Hayvanlarimizin sut
ve et verimi dusecek
Denizkaplumbagalari
gelemeyecek
----------------------------------------------------------------
Bugünden başlayarak önümüzdeki dört gün boyunca geçen hafta
içinde Milliyet Gazetesinde yayınlanan ve iklim
değişikliğinin ülkemiz üzerine etkilerini konu alan yazı dizisini sizlere
ulaştıracağız. Burada bir felaket senaryosundan çok,
ülkemizin konusunda en yetkin bilim adamlarının bilimsel çalışmalarının bir sonucu olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Bu yazı dizisinde okuyacağınız gibi tehlike çok yakın olmasına karşın, ülkemizi yönetenler, bu bilimsel öngörüleri dikkate alıp nasıl engellenebileceği
konusunda bir
çalışmaya girişmiyorlar.
Bugünün iktidarı AKP, kömür
ve doğalgazı enerji üretiminde kullanımını terketmek yerine yenilerini
planlıyor yada nükleer safsatalarını önümüze sunuyor. İklim değişikliğini belli oranda etkileyecek ormanlaştırma gibi bir plan olmadığı
gibi önümüze orman alanlarını rant ve
şantiyeye açacak 2B kanun tasarıları hazırlıyorlar.
Biz DOĞADER'
olarak, gerekli önlemler alınması
durumunda, bu felaketlerin önlenebileceğini
ya da en azından etkisinin çok daha az
kayıpla geçiştirileceğini duyurmak istiyoruz.
AKP iktidarı ve
bundan sonra iktidara talip olan
partiler, bir an önce yenilenebilir
enerjiyi, ormanlaştırmayı ve kirliliği engelleme konularını ciddi
biçimde programlarına alıp bu konuda acil
çözümler üretmeye başlamalıdırlar.
Gereken önlemler
alınmazsa, çocuklarımız için yaşam, kaygı verici bir soruna dönüşebilecektir.
DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 2030'DA TÜM ŞİDDETİYLE
KENDİSİNİ HİSSETTİRECEK
Türkiye kuruyacak
Küresel ısınma felaketi kapımızda - 1 Önay Yılmaz
Başlarken... Dünya, "Küresel ısınma" kavramıyla 19. yüzyılda
tanıştı. Ama popülerlik kazanması 20. yüzyılın sonlarında oldu. Son yıllarda
ise günlük konuşmamıza yerleşti. Günümüzde ortalama eğitim almış herkes, az
veya çok "küresel ısınma" ve "iklim değişikliği"
kavramlarından haberdar. Sıcaklıkların artması, aşırı yağmurlar, seller,
beklenmedik hava değişimleri bilgili bilgisiz herkesi ürkütüyor; hemen,
"Neler oluyor?", "Dünya nereye gidiyor?", "Bütün
bunlar kıyamet alametleri mi?" gibi çeşitli soruları akla getiriyor.
Peki nedir bu küresel ısınma?
Kömür gibi fosil
yakıtların kullanılması, ormanların yok edilmesi, karbondioksit ve metan
gazı gibi sera gazlarının atmosferdeki miktarını artırdı. Bunların artışı,
yerkürenin sıcaklığını etkiledi. Atmosferde bulunan ve kısaca sera gazları adı
verilen karbondioksit, su buharı, ozon,
metan, azotoksit ve koloroflorokarbon
gazlarının miktarındaki artış, dünyadan atmosfere geri yollanan güneş
ışınlarının daha fazla tutularak yeniden atmosfere yayılmasına yol açıyor. Yani
bu sera gazları vasıtasıyla sıcaklık
atmosferde tutuluyor. Bu da ortalama sıcaklığın artması anlamına geliyor.
Bunun işaretleri neler?
Geçen yüzyılda
dünyanın sıcaklığı 0.6 derece arttı.
Deniz seviyelerinde yükselmeler olurken, buzulların bir kısmı eridi; hâlâ da
erimeye devam ediyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde yağış miktarları değişti, kimi bölgelerde fırtına ve sel olayları arttı.
1860 yılından beri
görülen en sıcak 20 yılın 19'u, 1980'den sonra yaşandı. 1998,
aletsel kayıtlara, ağaç halkası ve buz örneklerine göre son bin yılın en sıcak
yılı; 2002 ise ikinci en sıcak yıl oldu. Son 50 yıl, buzul kayıtlarına göre son
6 bin yılda gözlenen en sıcak yarım yüzyıl. Okyanus sıcaklık kayıtlarına göre
1950'li yılların ortalarından 1990'ların ortalarına kadar önemli bir ısınma
yaşandı.
Bu küresel iklim değişiminin sorumlusu kim?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu soruya şöyle yanıt veriyor:
"Bu soruların yanıtı Hükümetlerarası İklim Değişikliği
Paneli tarafından net bir şekilde verilmiş ve büyük kabul görmüş. Sadece insana
bakarak, yani doğal nedenleri ihmal ederek şu anki ısınmayı tam olarak
açıklayamayız. Ama tüm etkenleri dikkate aldığımız zaman şu anki ısınmayı tam
olarak açıklayabiliyoruz.
Sonuç olarak bilimsel
anlamda hiç şüphe yok; artık insan iklimi değiştiriyor, hem de jeolojik
evrelerde hiç gözlenmemiş kadar hızla değiştiriyor. Bu yüksek ısınma yüzünden
de yeryüzünde tropikal fırtınalar, kuraklık ve ani seller şeklinde alarm zilleri çalıyor... Tabii anlayana!"
Bu yazı dizimizde küresel ısınma ve iklim değişiminin
Türkiye'ye etkileri konusu üzerinde duracağız. "Türkiye'yi yakın gelecekte nasıl bir iklim bekliyor?",
"Türkiye bu değişime nasıl hazırlanıyor?", "Bu konuda devletin
bir politikası var mı?" gibi soruların yanıtlarını arayacağız.
Türkiye,
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC- Intergovernmental Panel of
Climate Change) tarafından yapılan araştırmada, iklimin yaratacağı etkiler
bakımından dünyadaki en riskli 5 bölge
arasında yer alıyor.
IPCC'nin 2002'de yayımlanan 5'inci Teknik Raporu'na göre,
1901-2000 yılları arasında Türkiye'de
her 10 yılda sıcaklık 0.2 derece arttı, yağışta da ortalama yüzde 10 oranında
düşüş meydana geldi. 2071-2100 yılları arasında da Samsun'dan Adana'ya bir
hat çizildiğinde bunun batı kısmının 3-4 derece, doğu kısmının 4-5 derece
ısınacağı tahmin ediliyor.
Senaryolara göre, 2030'da Türkiye'nin büyük kısmı oldukça kuru
ve sıcak bir iklimin etkisine girecek. Sıcaklıklar da 2 ile 3 derece artacak. Deniz seviyesi de en kötü tahminlere
göre, 2030'da azami 30, 2050-2100 yılları arasında da 100 santime kadar yükselebilecek. Tabii bütün bunların da
Türkiye'ye etkileri hiç de iyi sonuçlar doğurmayacak. Bilim adamlarına göre
Türkiye, "kaybeden ülkeler" arasında yer alacak.
Atmosferi kirletiyoruz
İklimbilimci Doç. Dr. Murat Türkeş, iklim değişikliğinin
Türkiye'de neden olabileceği çevresel ve sosyoekonomik etkileri sıralarken iyi
bir tablo çizmiyor.
Türkeş, iklim kuşaklarının, yerkürenin jeolojik geçmişinde
olduğu gibi, ekvatordan kutuplara doğru yüzlerce kilometre kayabileceğini,
bunun sonucunda da Türkiye'nin, bugün
Orta doğu ve Kuzey Afrika'da egemen olan daha sıcak ve kurak bir iklim
kuşağının etkisinde kalabileceğini söylüyor. İklim kuşaklarındaki bu
kaymaya uyum gösteremeyen fauna ve floranın da yok olacağını belirtiyor.
'İlk 20 ülke arasındayız'
Türkeş ayrıca,
küresel ısınmaya yol açan atmosfere karbondioksit miktarı bırakma konusunda
da Türkiye'nin dünya ülkeleri arasında
hiç de iyi bir sırada olmadığını vurguluyor.
Türkiye'nin yılda atmosfere 220 milyon ton civarında karbondioksit bıraktığını belirten Türkeş,
"Dünya sıralamasında ilk 20'nin içindeyiz. Bu bizim açımızdan hiç de iyi
bir sonuç değil. 2010 yılında bu rakamın
400 milyon tona ulaşacağını tahmin ediyoruz" diyor.
Önümüzdeki yıllarda Türkiye'de neler olabileceğine dair
senaryoları, konuyla ilgili çalışmalar yürüten İTÜ Uçak ve Uzay Fakültesi
Meteoroloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr.
Mikdat Kadıoğlu ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Fakültesi
öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Türkeş
gibi iklimbilimle uğraşan uzmanların görüşlerinden yola çıkarak ele alacağız.
Sıcaklıklar artacak
Küresel iklim modellerine göre, 2030'da Türkiye'nin büyük kısmı oldukça kuru ve sıcak bir iklimin
etkisine girecek. Sıcaklıklar kışın 2, yazın ise 2 ila 3 derece artacak.
Bununla birlikte dünyada olduğu gibi Türkiye'de de özellikle gece
sıcaklıklarında önemli artışlar şimdiden
görülmeye başlandı. Çünkü atmosfere salınan fosil yakıt atıkları,
yeryüzünün soğumasını önleyen bir "battaniye" görevi yapıyor.
Isıtma mevsimi kısalacak
Yıllık ortalama sıcaklıkları artarsa İstanbul'da ısıtma
mevsimi 25 Kasım'da başlayıp 2 Nisan'da sona erecek. Yani 48 gün daha kısalacak.
Özellikle büyük kentlerde, sıcak devredeki gece sıcaklıkları
belirgin biçimde yükselecek; bu da, havalandırma ve soğutma amaçlı enerji
tüketimini artıracak.
GAP yöresinde alarm
Türkiye genelinde
yağışlar azalacak. GAP alanı başta olmak üzere tüm nehirlerin taşıdığı su
miktarı düşecek.
Nehirlerle daha az beslenen baraj göllerinin su seviyesi
önemli ölçüde azalarak hidroelektrik enerji üretimi aksayacak. Van Gölü'ne de
su akışı duracak.
Tropikal iklime benzer olan iklimde düzensiz, ani ve
şiddetli yağışlar, seller, heyelan ve erozyonu artıracak.
Turizme büyük darbe
Diğer Akdeniz ülkeleri gibi Türkiye için de en büyük sorun
deniz seviyelerindeki yükselmeler olacak. Turistik
plajlar ve yat limanları yükselen deniz suyu ile kullanılamaz hale gelebilecek.
Zengin kuzey ülkeleri daha sıcak hava şartlarına sahip olunca, Türkiye gibi
sıcak ülkelere daha az seyahat edebilecek. Ayrıca artan hava sıcaklıkları nem
ile birleşince daha yüksek bunaltıcılığa neden olabileceği gibi, sağlık
sorunları olan yaşlı turistlerin sayısında azalmalar olabilecek.
Uludağ eriyecek
Mevsimlik kar ve kalıcı kar-buz örtüsünün kapladığı alan ve
karla örtülü devrenin uzunluğu azalabilecek.
Daha az kar yağışı ve çabuk erimeden dolayı, Uludağ gibi kış spor merkezlerinden
daha kısa sürelerde yararlanılabilecek ya da bu merkezler hiç kullanılamayacak. Kar erimelerine bağlı olarak çığ sayısında
artışlar görülebilecek.
Kuş cenneti yok olacak
Akdeniz havzasındaki su seviyesinde 2030'a kadar 12-18; 2050
yılına kadar 14-38; 2100'e kadar da 35-65 santimlik yükselmeler bekleniyor.
Deniz seviyesinin
yükselmesinin yaratacağı en önemli problemlerden biri de tuzlu deniz suyunun
tatlı su kaynaklarını tehdit etmesi. Tuzlu deniz suyu, nehirler ve yeraltı
suları gibi, tatlı su kaynaklarını yok edebilecek.
Ayrıca kıyı şeridinde ve deltalardaki tarım alanları kullanılamaz hale gelebilecek.
Türkiye'de en riskli yerler Seyhan, Ceyhan, Göksu, Patara, Eşen Çayı, Fethiye,
Büyük Menderes, Küçük Menderes, Bakırçay ve Gediz gibi Akdeniz deltaları
olacak. Kuş cenneti ve benzeri milli parklar tahrip olabilecek. Kuşların göç yolları ve konaklama yerleri
değişebilecek.
Deniz seviyelerindeki yükselmelere yönelik tahminler
değişebiliyor. Örneğin Ukraynalıların Karadeniz için yaptıkları tahminler 1.5
metre kadar çıkıyor. Deniz seviyesi 10 santim yükselse bile etkileri büyük
olacak.
Türkiye'de maalesef büyük bir nüfus kıyılara kayıyor.
İleriki yıllarda 50 milyon kadar insanın
kıyılarımızdaki su seviyesinden kötü bir şekilde etkileneceği bekleniyor.
50 milyon tehdit altında
Kıyılarda su seviyesi yükseldiği zaman bütün yollar ve
tesisler aynı Van Gölü'nün etrafında olduğu gibi bundan kötü bir şekilde
etkilenecek. Uzmanlar, denizin kıyısında yapılan Karadeniz Otoyolu'na da bu anlamda dikkat çekiyorlar.
YARIN
Boğaz'ın yalıları da
tehdit altında
Fındık ve çay
yetişmeyecek
Pamuk yetiştiriciliği
kuzeye göç edecek
Hamsi tükenecek,
balık yetiştiriciliği ekonomik olmayacak
Hayvanlarımızın süt
ve et verimi düşecek
Denizkaplumbağaları
gelemeyecek
--
Bu Dunya Bizim Degil...
DOGADER Dogayi ve Cevreyi Koruma Dernegi Tel: (0224) 222 96 01
Sehrekustu Mah. Cemal Nadir Cad. Koyuncuoglu Apt. No:5 Kat:2 BURSA (Pirinchan arka kapisi karsisinda)
|